21 Haziran 2008 Cumartesi

İstanbul Ve Hatıralar


Ben İstanbul'un bir parçasıyım. İstanbul'da doğdum, büyüdüm; ama artık ayrılma vakti geldi. Artık yeni bir ülkeye doğru gidiyorum. Burası Amerika, yol uzun ve yalnız, sonrasını emin ol bende bilmiyorum, yaşayıp öğreneceğim zaten çoğu şeyi böyle öğrendim. Belki üzücü ve hırpalıyıcı olabilir; ama bunları da benim aşmam bekleniliyor. Bakalım nası olacak? Belki orada kalabilirim; ama burada beni tutan bir ailem, arkadaşlar ve İstanbul var. O bütün güzellikleriyle ayakta durmaya çalışıyor. Benim ona yardımcı olmam lazım ama ben ona bir düşmanmışım gibi nefret eder oldum. Baktığımda hep aynı, sıkıcı, monoton ve birbirlerinin farkında olmadan hayatlarını yaşayan birçok insan barındırıyor İstanbul. O kadar yalnız ki güzellikleri arasından hergün ayrı bir hayranlıkla geçen kimse yok! Sadece ilk kez görenler hayrete düşüyorlar; fakat zamanla onlarada sıradan geliyor. Bazıları ise tam tersine çok daha kötü şekilde İstanbul'dan şikayet ediyor. İstanbul'un mükemmel olmadığı kesin yani hem kötü hem de iyi ve güzellikleri var. Ayrılması ne olursa olsun benim için çok zor olacak; çünkü ben alışmıştım ve hep İstanbul'un güzelliklerini arıyacağım gittiğim yerde. Bakalım alışabilecek ve adapte olabilmem kolay olacak mı? Nası olacak?

6 Haziran 2008 Cuma

Merhaba Ben Doktor Yıldız Tekin Tüzünataç!


Ne oldu dede? Ne bu ayrılığın nedeni söyler misin? Benim biricik kurtarıcım ve herkesin meşhur doktoru olan Yıldız Tekin Tüzünataç'a ne oldu, nereye gitti, nasıl gitti söyler misin? Zor dimi ayrılık. Benim için zor oldu.
Sana mektup yazıyorum; çünkü mektup uzakta ve kavuşmak istediğin kişiyle hasret gidermek için yazılır. Bunu bir veda yazısı ya da anı olarak görme; çünkü sen arkanda seni anacak ve hatırlatacak çok şey bıraktın. Eminim ki bir gün buluşacağız aynı yerde. Senin o gülen ve mutlu yüzünü göreceğim tekrardan ve bu sefer ayrılmayacağız, hep beraber olacağız. Bu yüzden herkesin sana veda ettiği gibi veda etmiyorum sadece seni özlüyor,anıyor ve arıyorum. Senden ayrılık gerçekten çok zor oldu benim için. Hayatımda ki gerçek anlamda ilk kayıptın sen benim için. Sana seni tanımlayarak ya da anlatarak yazmak istemedim; çünkü bu bende saklı ve seninle benim aramda bir şey. Artık o gülüşün o sevincin yok. Arkanda bırakıp gittin, yanına hiçbir şey alamadan ve onca gözü yaşlı insanları bırakarak.
Sabah öyle yatıyordun, gözlerin kapalı ve ruhunu teslim etmiş şekilde. Oysa evvelki akşam görmüştüm seni. Sonra seni benden ayırdılar. Seni o kefen denen beyaz huzur, saflık ve mutluluğa sarıp, yolladılar. Sonra o birkaç tahta parçasının içine koydular. Bir bilsen seni o şekilde görmenin zorluğunu, belki de gitmezdin o zaman bizi bırakıp!!!